
2025 yılı, Türkiye metal döküm sektörü açısından üst üste üçüncü zorlu yıl olarak öne çıktı. Üretimdeki daralma bir miktar hafiflese de sürdü; iç pazardaki talep zayıflığı, artan ithalat baskısı ve kalıcı maliyet yükü yıl boyunca sektörde belirgin biçimde hissedildi. Bu dönemde üretimin görece ayakta kalmasını sağlayan temel unsur, iç talebe kıyasla daha dirençli seyreden ihracat oldu.
2025 yılında Türkiye ekonomisi, sıkı para politikası, yüksek enflasyon beklentileri ve artan jeopolitik belirsizliklere rağmen beklenenden dirençli bir performans sergileyerek yıllık %3,6 büyüdü. Ancak bu büyüme ağırlıkla hizmetler ve inşaat kaynaklı oldu; sanayi malına dönük iç talep zayıf kaldı ve ekonomiyi büyüten iç talep dalgası imalat sanayine büyük ölçüde yansımadı. Kısıtlayıcı para politikası, kredi büyümesindeki sınırlamalar ve yıl ortasında son 20-25 yılın en yüksek seviyelerine çıkan reel kredi faizleri, üretim ve yatırım iştahını yıl boyunca baskıladı.
Türk metal döküm sektörünün en önemli müşterileri olan otomotiv, makine, demir-çelik ve beyaz eşya sektörleri 2025’te karışık bir performans sergiledi. Otomotivde toplam motorlu taşıt üretimi yaklaşık %2,5 artsa da, bu artışı ihracata dönük ticari araç segmentleri taşıdı; iç talebe en duyarlı kalemler olan binek otomobil (%3,5 düşüş) ve traktör (%42 düşüş) üretimi sert biçimde geriledi. Makine imalatında iç talep giderek artan biçimde ithal ürüne kayarak yerli üreticinin pazar payını daralttı. Beyaz eşya, üretimde %9’luk düşüş ve ithalattaki belirgin artışla en zayıf tabloyu çizen alıcı oldu. Buna karşılık demir-çelik sektörü, döküm sektörünün ürünlerine dönük talebini ayakta tutarak (ham çelik üretimi %3,3 artış) görece dirençli bir alıcı olarak öne çıktı.
Avrupa cephesinde de tablo zayıf kaldı. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) verilerine göre küresel motorlu taşıt üretimindeki yaklaşık %4,2’lik artışın tamamı Asya ve Çin kaynaklı olurken, AB üretimi durağan seyretti. Buna karşın Türkiye’nin AB’ye otomotiv ihracatının kıymet bazında yaklaşık %27,9 artması, Türk otomotiv ve tedarik sektörünün bu pazarda pay kazandığına işaret etti. Avrupa teknoloji sanayilerini temsil eden Orgalim ise cironun son üç yılda kümülatif olarak yaklaşık %7,8 gerilediğini ve bu düşüşün yapısal bir nitelik taşıdığını vurguladı.

Üretimde Daralma Üçüncü Yılda da Sürdü
Türkiye’nin 2025 metal döküm üretimi, bir önceki yıla kıyasla %11,7 oranında düşüşle 2,3 milyon ton olarak gerçekleşti. Böylece sektör, 2023 ve 2024’teki düşüşlerin ardından üst üste üçüncü yılını da daralmayla kapattı. Genel üretim daralmasının temel nedeni, yine sektörün en büyük kalemi olan demir döküm üretimindeki gerileme oldu; demir döküm %15,0 azaldı ve toplam üretimin yaklaşık %62’sini oluşturmaya devam etti. Gri dökme demir üretimi 588.888 tona, sfero (nodüler) dökme demir üretimi ise 823.040 tona geriledi.
Çelik döküm üretimi 168.650 tona inerek toplam üretimin yaklaşık %7’sini oluşturdu. Demir dışı döküm ise demir esaslı üretime kıyasla belirgin biçimde daha dirençli kaldı ve yalnızca %3,6 geriledi. Bu grubun en büyük kalemi olan alüminyum döküm 653.268 ton üretimle toplam üretimin yaklaşık %28’ini oluştururken, çinko ve bakır alaşımları demir dışı grubun geri kalanını meydana getirdi.
İstihdam Yapısı
İstihdam alanında imalat sektörünün genelinde yaşanan zorluklar metal döküm sektöründe de hissedildi. İstihdam hacmi yılın ilk yarısında genel olarak yatay ya da azalan bir seyir izlerken, firmalar nitelikli personel bulma güçlükleri ve azalan iş yükü nedeniyle yeni işe alımlarda temkinli davrandı. Düşen üretim kapasiteleriyle birlikte yıl sonuna doğru istihdam kayıpları yaşandı. TÜİK İşgücü Girdi Endekslerine göre sanayide istihdam ve çalışılan saat yıllık bazda gerilerken (yılın son çeyreğinde sırasıyla %3,6 ve %2,4 azalış), üretim kapasitesi kullanımı da yıl boyunca uzun dönem ortalamasının altında seyretti.

Maliyet ve Enflasyon Baskıları
2025 yılı, maliyet enflasyonunun sektöre belirgin biçimde baskı uyguladığı bir yıl oldu. Girdi maliyetleri, Türk lirasındaki değer kaybı ve enerji ile hammadde fiyatlarının TL bazındaki etkisiyle yıl boyunca yüksek seyretti. Bununla birlikte, maliyet artış hızında bir önceki yıla kıyasla bir miktar yavaşlama gözlendi: saatlik işgücü maliyetindeki yıllık artış 2024’teki yaklaşık %76 seviyesinden 2025’te %33 düzeyine geriledi. Yine de bu artış, zayıf talep ortamında fiyatlara ancak kısmen yansıtılabildiğinden kârlılık üzerindeki baskı sürdü.
Metal döküm hizmetleri yurt içi üretici fiyatları yıllık bazda %25,6 artarken, Türk lirasının euro karşısındaki değer kaybı %25,8 olarak gerçekleşti. Maliyet tarafındaki bu baskılar, sektörün kâr marjlarını yıl boyunca sıkıştırdı ve firmaların fiyatlama gücünü sınırladı.
Finansal Performans ve İhracat Durumu
2025 yılı toplam sektör cirosu %6,3 azalarak yaklaşık 7,98 milyar euro olarak gerçekleşti. Maliyet dalgalanmalarına rağmen ciro düşüşünün üretim hacmindeki düşüşten (%11,7) daha sınırlı kalması, birim değerdeki artışı yansıttı. Toplam doğrudan ihracat 1,64 milyon ton olarak gerçekleşti (%8,6 düşüş) ve ihracatın toplam üretim hacmine oranı yaklaşık %71 seviyesinde oluştu. Değer bazında ise 6,09 milyar euroluk ihracat, toplam üretim değerinin yaklaşık %76’sına karşılık geldi.
İhracatın üretime kıyasla daha dirençli seyretmesi, iç talebin zayıf kaldığı bir yılda sektör için tampon görevi gördü. Malzeme bazında ihracat oranları bu direnci teyit etti: sfero dökme demir üretiminin yaklaşık %75’i, çelik dökümün %76’sı ve demir dışı dökümün yaklaşık %79’u ihraç edildi. Dökme demir ürünlerinin ihracatı, özellikle Avrupa otomotiv pazarındaki durgunluktan etkilenmeyi sürdürdü; buna karşılık Türkiye’nin AB’ye yönelik ihracatındaki pay kazanımı, dış talebin sınırlı da olsa bir denge unsuru oluşturduğunu gösterdi.

2026 Beklentileri
2026 yılında Türkiye metal döküm sektörü zorlukların sürdüğü bir dönemden geçiyor. İç pazarda artan ithalat baskısı, zayıf seyreden dış talep ve kalıcı maliyet enflasyonu, sektörün karşı karşıya olduğu temel riskler olmayı sürdürüyor.
Fırsat tarafında, Avrupa’da gündemde olan savunma, altyapı ve imalat sanayilerini destekleyici eylem planları öne çıkıyor; nitekim savunma sanayii kaynaklı siparişlerin, Avrupa metal teknolojisi sektöründe ciroya yansımaya başlayan ilk canlanma sinyalini oluşturduğu gözleniyor. Bunun yanı sıra ABD pazarında ortaya çıkabilecek fırsatlar, yeşil dönüşüm, verimlilik ve dijitalleşme odaklı yatırımlar, Türkiye metal döküm sanayicileri için orta vadede rekabet avantajı oluşturma potansiyeli taşıyor. Yine de üretim ve istihdam göstergelerinde anlamlı bir düzelme için belirleyici olan unsur, talep tarafında kalıcı bir canlanmanın sağlanması olacaktır.
TÜDÖKSAD olarak, sektörümüzün bu dönüşümlere uyum sağlaması ve verimlilik odaklı çalışmalarını sürdürmesi doğrultusunda üyelerimizi dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve ihracat pazarlarına erişim konularında desteklemeye devam edeceğiz.
